3 Hisar ile Hemhâl olmak

3 Hisar ile Hemhâl olmak

“Müziğin kirlenmesinde hepimizin payı var.” diyen Engin Gürkey, müziğin eski değerini kazanması için popçuların, cazcıların kısacası Türk Müziği yapanların sorumluluk alması ve elini taşın altına koyması gerektiğini söylüyor.

Tarih
08 Ekim 2018 Pazartesi
3 Hisar bir müzik grubundan öte bir müzik projesi. 3 Hisar Müzik Projesi, alanlarında yetkin üç müzisyen olan Hakan Dedeler, Engin Gürkey ve Erdinç Şenyaylar tarafından onların tabiriyle “müziğin ruhani şehri” İstanbul’da kuruldu. Müzikal olarak geniş bir yelpazesi bulunan 3 Hisar, yeni bestelerini Geleneksel Türk Müziği ve Klasik Batı Müziği gibi birçok formda dinleyicinin beğenisine sunarken aynı zamanda ülkemizin nadide eserlerini de seslendiriyor. İlk olarak verdikleri konserlerle müzikal muhabbetleri artan 3 Hisar dinleyiciden aldıkları olumlu tepkiler üzerine albüm yapmaya karar verdi. Yakın zamanda Kınay Prodüksiyon’dan çıkan Hemhâl adlı albümde dört tane sözlü altı sözsüz eser yer alıyor. Çıkış parçası olan Açmayan Tomurcuğum’un yanı sıra albümde; İstanbul, Çelişki, Gökyüzünde Tüten Olsam, Haziran, Sardunya, Ağlama Gülüm, Dil-û Can, Esma ve İstanbul (Enstrümantal) adlı eserler var. 

Ses ve tanburda Hakan Dedeler, multi perküsyonlarda Engin Gürkey, gitar ve diğer telli çalgılarda Erdinç Şenyaylar’ın yer aldığı 3 Hisar ile hem albümlerini hem de müzik piyasasındaki gelişmeleri konuştuk. 

“İNSANLARA KENDİ DİLLERİYLE SESLENİYORUZ”

Uzun yıllardır sanat camiasında olan müzisyenlerseniz. Nasıl bir araya geldiniz?

Engin Gürkey: Ayrı ayrı hepimiz çeşitli projelerde yer alıyor ve müzikal yaşantımıza devam ediyorduk. Erdinç Şenyaylar ile dostluğumuz çok eskiye dayanıyor. Ona hep ‘Artık bir şeyler yapmalısın’ diyordum. Çünkü bana göre kendisi ülkemizin önemli değerlerinden biri. Onun gitarını herkes duymalıydı. Hakan Dedeler de önemli bir tanbur sanatçısı. Ancak ses olarak da beni etkileyen önemli isimlerden. Sesini öne çıkarmak istedim. Daha sonra iki dostumu bir araya getirdim konserler vermeye başladık. 

Uzun bir konser döneminden sonra albüm yapmaya nasıl karar verdiniz?

Hakan Dedeler: Konserlerden sonra albüm yapmaya karar verdik. Türkiye’nin çeşitli illerini dolaştık. Bu süreçte hem ülkemizin kültürel zenginliklerinden beslendik hem de birbirimizi daha iyi tanımış olduk. Erdinç Şenyaylar ve Engin Gürkey’in kendi aralarında müzikal bir muhabbeti vardı zaten. Ben de onlara dahil oldum. Böylece aynı duygularda buluşarak hemhâl olduk. Sonra da albüme giden bir süreç başladı. 

Erdinç Şenyaylar: Konserlerden olumlu dönüşler aldık. Dinleyiciler bizi sevdi ve aslında talep onlardan geldi. Biz de bunun üzerine daha önce seslendirdiğimiz parçaların da yer aldığı bir albüm yaptık. 

H. D.: Müzik hissiyat işidir. Biz bu duygu içinde olduğumuz o anlarda buluştuk ve kaydettik. 

Sizi diğer gruplardan ayıran, bir müzik projesi yapan nedir?

E. G.: Bizim gibi bir araya gelip müzik yapan sanatçılar var. Bizim onlardan farkımız hem enstrümantal hem sözlü müzik yapısına sahip olmamız. Albümümüzde her iki türde eserler var. Sözlü bir eser çalarken enstrümanist biraz kısıtlanabiliyor çünkü soliste ayak uydurmak zorunda. Ancak her zaman sözsüz çalmak da olmuyor. Sözlü müzik dinleyicilerle iletişim kurmak açısından önemli. 

H. D.: Konser için gittiğimiz her şehrin hikayelerini dinliyoruz. İnsanlara onların diliyle seslenmeye çalışıyoruz. Gittiğimiz yerin kendisine ait türküsünü seslendiriyoruz. 

Dinleyiciler bu albümde ne bulacak?

E. Ş.: Dört tane türkü var. Geri kalan altı parça yeni eserler. İstanbul, yeni bir beste. Sözleri Tezcan Erol’a müziği ise keman sanatçısı kardeşim Reşat Şenyaylar’a ait. Eser, İstanbul’u tasvir ediyor. Albümdeki eserler aslında bizim birer yansımamız. Albümde yer alana Dil-û Can eseri bana ait. Bu eseri yaparken bozlaklardan ve çevre kültürden de etkilendim. 

E. G.: Albümdeki Sardunya ve Haziran adlı eserler de bana ait.  Burada 3 Hisar konseptiyle farklı bir şekilde yorumlandı. Albümde hepimizin inandığı ve sevdiği şarkılara öncelik verdik. 

H. D.: Albümdeki sözlü parçaları ben seslendirdim. Açmayan Tomurcuk benim bestem. Bu eseri İzmir’de konservatuar öğrencisiyken yazdım. Müzik yaşamla ilgidir. Bu parçanın seslendirilmesinde duduk sazı ile Özcan Gül bize eşlik etti. Albümde yer alan misafir sanatçılar çok yönlüler. Bu bize olumlu yansıdı. Amacımız ülkemizin kültürüne sağlam çiviler çakmak. Kültür için müzik için savaşıyoruz. Amacımız yapıtlarla öne çıkmak. Hemhâl albümümüz çok yeni. 3 Kasım’da Mall of İstanbul’da lansman konserimiz var.                    

MÜZİK PİYASASI KİRLENİYOR

Bugünün müzik piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Hızlı bir tüketim var sektörde.

H. D.: Biz müziğimizde sadelik ve zarafete önem veriyoruz. Müzikte kanal ya da enstrüman sayısı artarsa her enstrümanın kendini ifade etme durumu azalacak ve bir karmaşa ortaya çıkacak. Biz bu karmaşık durumu ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Müzik sektöründe kendini ifade etmek çok önemli. Bugün o kadar çok kanallar üzerinden çalışılıyor ki bir pop albümü dinlediğinizde 150 tane kanal kayıt var. Müzik robotlaşıyor artık. Elle tutulur bir şekilde albüm sayısında azalma var. Artık single dönemi başladı. Teknolojinin müzik üzerindeki etkisine baktığımızda ise bu gelişim insanların müzik yapmasını kolaylaştırdı. Bundan dolayı da müzik piyasasında bir kirlilik söz konusu.  

Bunun nedeni nedir peki? 

E. G.: Burada konu yine eğitime dönüyor. Herkes müzik yapmayı denemeye başladı. Tabii ki herkes konservatuarlı olmak zorunda değil. Belki yaptığım şarkı tutar diyorlar. Yani işin ucu maddiyata gelince durum değişiyor. Müziğin kirlenmesinde hepimizin payı var. Bu yüzden müziğin eski değerinin kazanması için taşın altına bizde, popçularda, cazcılar da elini koymalı. 

Müziklerinde sadelik ve zarafete önem verdiklerini söyleyen Hakan Dedeler, “Amacımız ülkemizin kültürüne sağlam çiviler çakmak. Kültür ve müzik için savaşıyoruz. Ömrümüz yettikçe kültüre hizmet edeceğiz. Amacımız yapıtlarımızla öne çıkmak.” şeklinde konuşuyor.


MERVE YILMAZ ORUÇ

HER AN YANINIZDA!

GOOGLE PLAY ve APPSTORE’DAYIZ